Tepe Savunma

Uyuşturucu Maddeler ( Online Özel Güvenlik Eğitimi )

" Bir orduyu oluşturan her rütbe sahibi, genel olarak her şahıs, yaşayan bir makinenin canlı organları, parçalarıdır. Mustafa Kemal Atatürk "

 

1- UYUŞTURUCU MADDELERİN TANIMI, SINIFLANDIRLMASI ve YASAL PROSEDÜRÜ: 

UYUŞTURUCU MADDENİN TANIMI: İngilizce karşılığı ile “Narkotics”, kelimesi yunanca karşılığı ile de “Narke“ 
(Uyku) kelimesi ile ifade edilen “Uyuşturucu Madde“ kavramı, “Uyuşturucu etkisi bulunan ve kişide alışkanlık yaratan 
maddeleri içermektedir.” 

 “ Birkaç kez kullanıldığı takdirde alışkanlık ve ihtiyaç hali ortaya çıkaran ve mahrumiyeti hallerinde ruhi ve 
bedeni reaksiyonlar ortaya çıkaran zehirleyici maddelere uyuşturucu madde denir.” 

UYUŞTURUCU MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI: 

1- Merkezi Sinir Sistemini Yavaşlatan Deprasanlar 
2- Uyarıcılar ( Stimulanlar) 
3- Hayal Gösterenler ( Halusinojenler) 
4- Hint Keneviri 
5- Buharlaşabilen Kimyasal Maddeler (Solventler) 

1- MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİ YAVAŞLATANLAR ( DEPRASANLAR) 

AFYON TÜREVLERİ 

— Afyon 

— Morfin 

— Eroin 

— Kodein 

— AFYON: Afyon, haşhaş kozasının çentiklenmek(çizilmek) suretiyle akan süt gibi beyaz özsuyundan elde 
edilmektedir. Hava ile temas ettikçe koyulaşır ve kahverengi bir renk alır. Tadı acıdır. Kokusu keskin ve hoş değildir. 
Afyonun milletlerarası ismi “ Opium” dur. 

TARİHÇESİ: Milattan 1550 yıl önce yazılmış papirüslerde afyon, ağrı, sızı dindirici, uyuşturucu özelikleri olan bir 
ilaç olarak tanımlanmıştır. Asurîler dönemine ait kabartmalarda haşhaş resimleri bulunuşu, afyonun bu revirlerde 
kullanıldığı ve bilindiğini göstermektedir. 

Mezopotamya’dan dünyaya yayıldığı düşünülen afyonu 

Sümerlerden sonra İranlılar ve Mısırlılar kullanmaya başlamış, özellikle Mısırlılar tarafından afyonun Avrupa’ya 
yayıldığı ve ilk olarak Yunanlıların bu maddeyi öğrendikleri anlaşılmıştır. Ski Yunan rüya tanrısı Murpheus’un sembolü 
afyon meyveleridir. 

Hindistan’da yetiştirilen afyonun İngiliz tüccarlar sayesinde Çin’e ithal edilmesi sonucu zamanla maddi ve 
manevi yıkıntı içine giren Çin İmparatorluğu 1796 yılında afyon ithalini yasak etmiştir. Orta Asya’dan göç eden 
Türklerde haşhaştan afyon üretmeyi öğrenmişler ve bunu tababette kullanmışlardır. Daha sonradan Anadolu’da keyif 
verece olarak kullanılmış, özellikle İstanbul’da Afyonla saraç içimi yaygınlaşmıştır. 

ÖZELLİKLERİ: Dallı budaklı, her sene tohumdan yetişen, Beyaz, pembe, kırmızı ve mor renkte çiçek açan(temel 
renk beyazdır) bir bitkidir. Yapraklar geniş düz ve gümüşi parlaklıkta yeşildir. Olgunlaşan haşhaş bitkisinde fındık ve 
küçük portakal büyüklüğünde bir kapsül (koza) oluşur. Kozanın kendisi bir uyuşturucu madde değildir. Afyon ve 
türevlerinin elde edildiği bir kaynaktır. 

KULLANIM YÖNTEMLERİ: 

a- Teneffüs Yolu: Hap şekline getirilmiş afyon, bir maşa arasında veya iğne ile küçük bir ateş üzerinde 
sınıncaya kadar bir süre tutulur. Hap ısınınca özel bir pipo içindeki deliğe getirilir, buradan da duman ile içicinin 
akciğerlerine gitmek üzere sigara gibi çekilir. Özellikle Çin ve İranda çubukla içilmektedir. 
b- Sindirim Yolu: Bir keyif maddesi olarak afyon orijinal olarak yenilenerek ya da sıvı içerisinde eritilmek 
suretiyle kullanılır. 
c- Deri Altına Zerk: Özellikle Batı Avrupa’da kullanılan bir yöntemdir. Afyonun su içerisinde eritilen bileşimi 
şırınga ile deri altına zerk edilir. Tıbbi bakımdan afyon veya afyon ruhu geleneksel olarak, çeşitli rahatsızlıklar için 
kullanılmaktadır. Genellikle, diyare ve dizanteriye karşı kullanılır. Zira ince ve kalın bağırsak hareketlerini yavaşlatır. 
Ayrıca, derideki damarcıkları genişlettiği için terlemeyi arttırır. 
Bu sebeple nezle ve grip gibi mikrobik hastalıkların tedavisinde kullanılır. 

MORFİN: Morfin ve morfin alkaloidleri tıpta ağrı kesici olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Afyon içerisinde %10 
oranında bulunan morfin öze kimyasal işlemlerle afyon içerisinden çıkarılır. Buna “ Baz Morfin” adı verilir. Beyaz renkli, 
kokusuz ve çok acı tatta olup, suda erir. Toz veya plaka halinde bulunabilir. Morfin mutat yolların herhangi biriyle kan 
dolaşımına karışır. Umumiyetle 200 mg. Öldürücü doç olarak kabul edilir. Aşırı dozda zehirlenmelerde şahıs, önce 
depresyon geçirir, göz bebekleri kısılır, solunum yavaşlar. Nabız yavaşlar, kalbin atışı intizamını kaybeder. 
Kullanımdan 5–10 saat sonra ölüm meydana gelebilir. 10 saatten fazla yaşayan hastalar genelde iyileşebilir. 

EROİN: Eroin Baz Morfinin çeşitli kimyasal işlem ve süreçlerden geçmesi sonucu elde edilen bir uyuşturucudur. 
Beyazdan açık kahverengiye kadar değişik renklerde bulunabilen, kokusuz, acı, kristal, toz bir maddedir. Kapsül veya 
tablet haline de getirilebilir. Enfiye gibi buruna çekmek suretiyle, bir başka deyişle teneffüs yoluyla, Tablet ve toz 
halinde ağızdan yutularak, Damar içine enjekte edilerek alınmaktadır. Ancak son yıllarda enjeksiyon yaralarının 
kişilerin uyuşturucu müptelası olduğunu göstermesi ve AIDS benzeri bulaşıcı hastalıkların artması nedeni ile bu 
yöntemle kullanımlardan kaçınılmaktadır. 

EROİN EROİN KOKAİN VE KOKA YAPRAĞI 

KODEİN: Kodein, haşhaş kozası ve afyonda mevcuttur. Tıp alanında kullanılan kodein genellikle morfinden kimyasal 
süreçlerle elde edilmektedir. Kodein kelimesi Yunanca’da “ Haşhaş Başı” anlamına gelmektedir. 

Kodein, toz veya tablet halinde yapılabilir. Beyaz renkli, kokusuz ve acımsı tattadır. Kodein, etkili bir öksürük 
giderici ve ağrı kesici olup, en çok tatbik edilen ilaçlardan biridir. 

2- UYARICILAR (STİMULANLAR) KOKAİN VE TÜREVLERİ 

KOKA YAPRAĞI: Bu bitki Orta ve Güney Amerika ülkelerine münhasır bir bitki olup, çoğunlukla Peru, Bolivya, 
Brezilya ve Kolombiya’da yetişmektedir. Sıcak ve nemli bir iklime ihtiyaç gösterir. Boyu 1,5 m. Civarında, yaprakları 
düzgün ve ovaldir. Dikilmesi ve yetiştirilmesi çay fidanına benzer. Güney Amerika’da yaşayan Kızılderililer tarafından 
uyarcı olarak ve açlık duygusunu azaltmak için yanaklarda tütün lokması şeklinde çiğnendiği bilinmektedir. 

KOKAİN: 

TARİHÇESİ: İlk kullanım And dağları yerlilerinin koka yapraklarını çiğnemenin açlığı ve halsizliği azalttığını fark 
etmesiyle başlamıştır. Bilimsel olarak kokain 1800’lerin ortalarında, 1859 yılında Alman kimyageri Niemann de 
Goettingen tarafından bulunmuştur. Kullanılması, taşınması ve gizlenmesi eroin gibi kolay olduğu için keyif verici 
olarak kullanımı süratle yayılmıştır. Kokain önceleri morfinmanların tedavisinde kullanılmış fakat zararlı olduğu 1878’de 
Bentley tarafından açıklanmıştır. 

— ÖZELLİKLERİ: Kokain, koka yaprağının başlıca alkoloididir ve kimyasal usuller ile elde edilir. Baz kokain, beyaz 
kristalize bir tozdur. Bu madde hidroklorik asitle işleme tabi tutularak sonuç elde edilmektedir. Yaklaşık 300 kg. koka 
yaprağından ½ kg. kokain elde edilmektedir. 

— KULLANIM YÖNTEMLERİ: 

1 Toz halinde buruna çekme 

2 Damara zerk ( enjeksiyon) 

3 Kokain-Eroin karışımı deri altına zerk. 

 Yılda 1200–1900 kg. kokain tıbbi kullanım için meşru olarak imal edilirken, bundan kat kat fazlası kaçakçılar 
tarafından yasa dışı amaçlar için üretilmekte ve pazarlanmaktadır. 

ETKİLERİ: 

1- Yorgunluk hissini azaltır, 
2- Konuşkanlık verir, 
3- Keyif verici ve heyecan vericidir, 
4- Gözbebekleri büyür, 
5- Kalp atışları ve tansiyon yükselir, 
6- Yüksek dozda bulantı ve kusma olur. 

Kokain kullananlar aşağıdaki belirtileri gösterirler. 

- Burnunun kırmızı şekli, 
- Kollardaki enjeksiyon izleri, 
- Aşırı enerjik ve neşelilik hali, 


CRACK: Kokainin daha ucuz fakat daha tehlikeli bir türevidir. Kokain hidroklorit (HCL) ve yemek sodasının su 
içerisinde karıştırılarak ısıtılmasıyla elde edilen, beyaz veya krem renginde, kokainden daha etkili bir uyuşturucudur. 

 Crack müptelalığı, eroin ve kokain müptelalığından en az 3 kat daha ağırdır. Burun yolu ile alındığında, 10 
saniyeden daha az bir sürede beyne ulaşır. Bu madde etkisi açısından kokainden en az 10 kat daha hızı ve 
ölümcüldür. Sürekli kullanıldığından uykusuzluk, sinir bozuklukları, çok ciddi paranoya, cinayet veya intihara kadar 
götüren stres yapar. Kullanıcı çok hareketli, aktif, sinirli ve kızgın olur. Boğuk seslilik, bronşit ve diğer solunum 
problemlerine yol açar. İştahsızlık sonucu kilo kaybına neden olur. Bütün uyuşturucu maddelerden daha çabuk 
bağımlılık meydana getirir. 

AMFETAMİNLER (SENTETİK ECZALAR): Amfetaminler, şişmanlığın tedavisinde iştahı köreltmek, uykudan kendisini 
alamayanlara (Narkolepsi denilen hastalığa karşı) Bazı akıl ve sinir hastalıkları ile depresyonlarda kullanılan tıbbi 
ilaçlardır. Uyarıcı özelliğinden dolayı sporcular tarafından doping olarak kullanılmaktadır. İlaç alındıktan sonra kan 
dolaşımı hızlandığından bütün duygular alarma geçer. İlacı alan kişi uzun süre uykusuzluğa dayanabilir. Zamanla 
yapılan doz artırımı kişide istenmeyen neticeler husule getirmektedir. 

a- Captagon: Sentetik bir uyuşturucu türüdür. Önceleri Almanya’da yasal olarak üretilen bu maddenin üretimi, 
suiistimalinin artması üzerine durdurulmuştur. Piyasaya Captagon ticari adı ile sürülen ve etken madde olarak 
fenetylline içeren bu uyuşturucunun özellikle Arap ülkelerinde kullanımı yaygındır. 

Önceleri etkin maddesi fenetyllin olarak üretilen ve satılan captagonun, üretiminin yasaklanması neticesinde 
başlaması ile etkin maddesi ve içerisinde ne olduğu tam olarak bilinmeyen, ancak hapların üzerlerinde ki captagon adı 
ile satışı yapılan, farklı özelliğe sahip haplarda tespit edilmiştir. 

 CAPTAGON E X T A C Y’ L E R 

b- Extacy: Merkezi sinir sistemini uyaran amfetamin türevi, halüsinasyonlara da sebep olabilen sentetik bir 
uyuşturucudur. Tablet, kapsül, toz veya sıvı şeklindedir. Bu tip maddelerin suiistimalinin riziko bilinci gayet düşüktür. 
Ağızdan kullanımı tehlikesiz görülmektedir. Ancak sağlık uzmanları, bu maddelerin merkezi sinir sistemine ve vücuda 
olan zararlarını sürekli olarak bildirmektedirler. 

Moda uyuşturucular olarak bilinen bu tip sentetik maddelerin üretilmesi, genelde var olan etkin maddenin özel 
muameleler ve kimyasal yöntemlerle moleküler anlamda değişiklik yapılması neticesinde birtakım ara maddelerinde 
katılmasıyla yapılmaktadır. 

CRACK H A L L U S İ N O J E N L E R ( L S D ) 

3- HAYAL GÖSTERENLER (HALUSİNOJENLER) 


a- LSD: Hayaller ve evhamlar meydana getirmede kullanılan maddelerdir. Renk ve şekil algılaması şeklinde olup 
kişiler gördüklerinin ilaç yüzünden olduğunun farkındadır. En çok binen halusinojenler LSD, Meskalin, Psilosibin, DMT 
ve STP’ dir. 

TARİHÇESİ: Bu ilaçların kullanımı da oldukça eskidir. Peyote gibi birkaç örneği Amerikan yerlilerinde 2000 yıldan beri 
dini tören ve toplantıların önemli bir parçası olmaktadır. Bazıları hala belli dini törenlerde rol almaktadır. 

1960’ların ortalarında batı kültüründe belirgin bir şekilde kullanım patlaması yaşanmıştır. Hippi kültürünün çok 
önemli bir parçası olarak bilinir. Özellikle folk ve rock konserlerinde grup yaşantısının bir parçası olarak kullanılırdı. 

Aynı zamanda hallüsinojenlerin duygusal algıların yoğunluğunda artış oluşturmaları nedeniyle bazı 
psikoterapistler tarafından hastalarının duygusal durumunun genişletilmesi ve en içteki düşüncelerine ulaşabilmeleri 
amacıyla yardımcı unsur olarak kullanılmıştır. Buna karşın hiçbir psikoterapi tipinde etkinliği gösterilmemiş ve klinik 
kullanımdaki popülaritesini kısa süre içinde kaybetmiştir. 

ÖZELLİKLERİ: Yarı sentetik bir madde olan LSD Çavdar tohumu üzerinde oluşan zehirli bir mantardan (küf) elde 
edilen lysergic asitten yapılır. “ Çavdar Mahmuzu ” denilen bu mantarın dışı koyu mor, içi açık mor yada pembe 
renktedir. Tatsız, renksiz ve kokusuz olan LSD, normalde sıvı olarak imal edilir. Ancak piyasada toz halinde, beyaz 
veya renkli küçük haplar veya kapsüller halinde de görülebilir. Ayrıca etiket, posta pulu, kâğıt, fotoğraf gibi maddelere 
emdirilmiş solüsyon şeklinde de olabilir. 30 gr. LSD 300.000 doz (kullanım) için yeterlidir. 20’den faza çeşidi vardır. Her 
seferinde en az 100–200 mikro gram halinde kullanılır. Yarım saat içerisinde etkisini gösterir ve 6 ile 36 saat arasında 
etkisini sürdürür. 

KULLANIM YÖNTEMLERİ: LSD genellikle ağızdan alınır. Bununla birlikte enjeksiyonla deri altına zerk etme yöntemi 
de kullanılmaktadır. Etkisi 8–10 saat devam etmektedir. 

 LSD ilk alındığında aldatıcı tesirini göstermekte ve beynin süratle çalışmasını sağlamaktadır. Bu anda insan 
kendini bir rüya âleminde zanneder. Fakat renkli rüya âlemini, bir umursamazlık ve donukluk hali takip eder ve 13 saat 
kadar sürer. Ağızdan salyalar akmaya başlar, dil peltekleşir, her şeye razı olma hali görülür. İlacın etkisinin bitmesi 
halinde, baş dönmesi, göz kararması, yorgunluk, kusma, uykusuzluk başlar. Kullanan kişinin kavrama melekesi tahrip 
olduğundan gerçekle gerçek olmayanı ayırt edemezler, mesafe kavrayışları orantısızdır. 

b- MESKALİN: Uyuşturucu maddeler içerisinde en eskilerinden biri olarak bilinen meskalin, Orta ve Güney Amerika’da 
yetişen ananas şekli ve büyüklüğünde “ Peyoty” adlı bir kaktüsün püsküllerinden ede edilmektedir. Tablet, kapsül ve 
sıvı halde kullanılmaktadır. Kuvvetli acı bir tadı vardır. Etkileri 10 saatten fazla sürmektedir. Ülkemizde yaygın bir 
kullanım alanı bulunmamaktadır. 

c- PSİLOSİBİN: Orta Amerika’da yetişen bazı mantarlardan kimyasal yöntemlerle elde edilen bir maddedir. Yasadışı 
piyasasında kristalize, toz veya bir bileşim şeklinde bulunabilir. Etkisi LSD’den zayıf olan bu madde, yüksek dozda 
alındığında aynı etkileri meydana getirir. 

d- DMT ( Diemthyltriptamine ): Hayal kurduran başka bir madde olan DMT yeni ortaya çıkarılmış bir maddedir. DMT, 
tabii olarak Batı Hint Adaları ve Güney Amerika’da yetişen bazı bitkilerin tohumlarında bulunur. Fakat sentetik olarak 
da yapılması mümkündür. Bu madde kristalize, toz veya bileşim olarak görülebilir veya tütün ve maydanoz gibi 
maddelerle karıştırılabilir. Etkileri LSD’ninkine benzer, fakat eczası çok daha zayıftır ve etkileri de kısa sürelidir. 
Metamfetamin gibi etkileri de ihtiva eder. 

e- STP ( Serenity Tranquillity Peace ): Hakkında faza bir şey bilinmeyen, gizli laboratuarlarda üretilen bir sentetik 
bileşimdir. Sükûn, rahatlık ve barış anlamına gelen STP maddesi, LSD’den daha güçlü bir uyuşturucudur. STP 
maddesinin daha çok ABD ve İngiltere’de kaçak olarak mavi renkli oval haplar halinde satıldığı bilinmektedir. Bunlar 
toz halde veya çeşitli şekil ve büyüklükte tabletler veya kapsüller halinde bulunabilir. 

4- HİNT KENEVİRİ: 
Kenevir ve Türevleri 

a- Hint Keneviri: Hint kenevirine kısaca kendir veya kenevir denilmektedir. 

Tarihçesi: Asya kökenli bu bitkinin dünyanın hemen hemen her yerinde ve ikliminde yetişme gibi bir özelliği vardır. 
Boyu 1–3 metre arasında değişebilen bu bitkinin yaprakları dar, uzun testere biçiminde ve yelpaze görüntüsü vardır. 

COLO9CAO0004
KENEVİR BİTKİSİ OLGUNLAŞMIŞ HALİ MARİHUANA REÇİNE ESRAR LİKİT ESRAR 

Özellikleri: 

. Yıllık, yalnız bir mevsim yaşar, çiçek açma 14–18 hafta sonra olur. 
. Yeşil renklidir, yanarken özel bir kokusu vardır. 
. Çok soğuk bölgeler hariç her yerde yetişir, hasadı eylül ayı civarındadır. 
. Bir metre ile altı metre arasında uzayabilmektedir yaprakları palmiye biçimindedir. 
. Yaprak kenarları testere gibidir, erkekler polen tozu, dişiler tohum üretir. 


Kullanım Yerleri: Kenevir bitkisinin tarımsal önemi vardır. Sap kısmından lif elde edilir. Bu liflerden kırnap, sicim, 
halat, urgan gibi materyaller elde edilir. Ayrıca lifleri dokunarak şile bezi, çadır bezi, branda, kilim ve çuval imal edilir. 
Tohumu çetene de kavrularak yenir. Kuşyemi olarak da değerlendirilir. Tohum yağından sabunda elde edilir. Yıllık 8–
15 hektar arasında değişen ekimi vardır. 

b- Esrar: Bir narkotik madde olan esrar maddesinin etkili, aktif maddesi THC-Tetra Hydro Cannabinol, dişi Hint 
kenevirinden elde edilmektedir. Bu madde bitkinin her tarafında aynı oranda bulunmaz. En fazla reçinede, sonra 
çiçeklerinde daha sonra da yapraklarında ve saplarındadır. Dişi Hint keneviri bitkisinin sadece çiçekli tepe 
kısımlarından ise “ esrar reçinesi” (hashish) elde edilir. 

 Esrar normal olarak sigara halinde içilir. İstisna kullanma şekillerine rastlanmakta mümkündür. Kullananlar, 
etkinin istenilen düzeyde olmasını temin için dumanı iyice derine çekerek akciğerlerde mümkün olduğu kadar uzun 
tutarlar. Etkisi 15–30 dakika içerisinde hissedilmeye başlar ve 4 saat kadar sürer. Hint keneviri bitkisinin çiçeklenen üst 
kısımlarından elde edilen reçineden elde edilen 1. kalite esrara ülkemizde ve orta doğu ülkelerinde “ Haşiş “, dişi Hint 
keneviri bitkisinin yaprakarını, çiçeklerini, ince saplarını ve tohumlarını ihtiva eden yeşilimsi tütüne benzeyen 2. kalite 
esrara Amerika ve batı ülkelerinde “Marihuana “ adı verilir. 

c- Likit Esrar: Esrar olarak tanımlanan uyuşturucu madde, Hint keneviri bitkisi içerisinde bulunan THC ( Tetra Hydro 
Cannabinol) isimli aktif maddedir. THC aktif maddesinin kana karışması suretiyle uyuşturucu özellikleri ortaya 
çıkmaktadır. THC maddesi % 2 ile %20 arasında değişkenlik gösterir. 

 Hashish Oil denilen sıvı esrar (likit esrar) elde etmek için kenevir bitkisi içerisine (delikli kap, kevfid gibi) 
konulur. Bu sefer, içerisinde alkol Cloroform, Hexane veya petrol eteri bulunan bir başka kap, örneğin varil içine 
sarkıtılır. Üstü örtülü olan kabin üzerinde bakır borular veya imbik geçmekte olup, bu boruların içinde soğuk su 
dolaşmaktadır. Kap ısıtılmaya başlayınca sıvı ısınıp buharlaşır. 

Bakır borular ile temas edince, tekrar sıvı hale gelerek bu kez delikli sepette bulunan kırıntıların üzerine 
damlar. Birlikte deliklerden sıvı içerisine süzülür. Bu işlem sonucu elde edilen koyu renkli katran, likit esrardır. 

5- BUHARLAŞABİLEN KİMYASAL MADDELER (SOLVENTLER) 

 Buharlaşabilen maddelere organik çözücüler ve içe çekilenlerde denilmektedir. Sinir sisteminde etkili olan ve 
uçucu özelliği olan bileşikleri içerirler. Hava ile buluşan bir sıvıdan hızlı şekilde buharlaşırlar. Buharlaşabilen kimyasal 
maddeler içerisinde suiistimaline en çok rastlanılanlar; 

- Gazyağı 
- Kerosen 
- Tinerdir. 

Bu maddeler petrol ürünlerinde patlama ve temizlik sıvılarında, çeşitli kokularda kullanılır. 

Toliene, benzol, aseton, karbon, tetraclorit. Klorofol, etileter, çeşitli alkoller ve asetik asit tuzlardır. Kullanıcılar, 
maddelerin buharlarını direk olarak kullandıkları ticari kaplardan, doyurulmuş bir kumaştan veya politen çantadan 
içlerine çekebilirler. Kullanıcılarda hemen etki yaparlar, görüşte bulanıklık, konuşmada kekeleme ve baş dönmesi 
meydana getirirler. Kullanıcı, şaşkın ve sarhoş olarak görülür. Daha sonraki bir safhada bu şahıs kusabilir, çok uykulu 
olabilir ve hatta şuurunu kaybedebilir. 

Kendine geldiği zaman kimyasal maddenin etkisi altında iken ne olduğunu hatırlamayabilir. Eter kendini iyi 
hissetme ve neşelenme hissi verir. 

UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞININ ÜLKEMİZDEKİ DURUMU VE TRENDLERİ 

TÜRKİYE ve BÖLGESİ AÇISINDAN UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞININ GENEL DURUMU: 

Türkiye, yasadışı haşhaş ekimi ve bağlı olarak afyon üretiminin gerçekleştirildiği güneybatı Asya ülkelerine 
yakın bir coğrafyada yer almaktadır. Üretim bölgelerine yakın bir coğrafi konumda bulunmanın yanı sıra ülkemiz aynı 
zamanda geniş bir uyuşturucu madde tüketim kitlesine sahip batı Avrupa ülkeleri ile de komşu durumdadır. 

Bu konumu ile Türkiye, üretim bölgelerinden tüketici ülkelere yönelik olarak gerçekleştirilen transit uyuşturucu 
madde güzergâhında yer almaktadır. 

Geçtiğimiz yıllarda da bölgede kayda değer önemli bir gelişmenin mevcut olmaması nedeni ile balkan 
rotasında önemli bir değişiklik gözlenmemiştir. Balkan yolunun bu güzergâhlar içerisinde en önemli rotalarından biri 
olarak aynı zamanda tarihi ipek yolunda devam niteliğinde üretim bölgelerinden başlayıp, ülkemiz üzerinden tüketim 
bölgelerine uzanan bir yol olarak geçen yıllarda olduğu gibi önemini korumaktadır. 

 Ayrıca balkan rotası üzerinde uyuşturucu madde kaçakçılığı organizasyonlarının kaynak ülkelerden temin 
ederek getirdikleri uyuşturucu maddeleri mümkün olduğu kadar kısa sürede kendilerince daha güvenli olan ülkelere 
sevk ederek, buralarda depoladıkları daha sonra bu uyuşturucu maddeleri partiler halinde batı Avrupa pazarlarına 
gönderdikleri böylece çift basamaklı bir uyuşturucu madde kaçakçılığı yöntemi kullandıkları değerlendirilmektedir. 

 Diğer taraftan Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ortaya çıkan yeni yapılanma, otorite boşlukları ve 
ülkemiz üzerinde yapılan mücadelenin olumlu etkileri ile yeni bir kaçakçılık güzergâhı olarak Kuzey Karadeniz de 
alternatif bir rotanın oluştuğu, geçtiğimiz yıllarda tarafımızdan tespit edilmiş ve diğer ülkelerce de kabul görmüştür. 

Başlıca üretim bölgelerinden olan altın hilalde üretilen uyuşturucu maddeleri deniz yolu ile Hint okyanusundan 
başlayıp, Süveyş kanalından geçerek güney Kıbrıs’ın güneyinden Avrupa’nın güneyine ulaştıran doğu Akdeniz 
rotasından da söz etmek mümkündür. 

ÜLKEMİZDEKİ UYUŞTURUCU MADDE MEVZUATI 

Uyuşturucu maddelerin kullanılması, imal edilmesi ve satılmasının suç sayılması nedeni ile dünyanın her 
yerinde uyuşturucu maddeler etrafında organize bir suçluluk hali olmuştur. Özellikle uluslar arası ticaretin ve turizm 
hareketlerinin artması, ülkeler arası ulaşımın gelişmesi sonucu uyuşturucu madde trafiğinin günden güne artan bir 
hızla yayılması sosyal hayattan geniş tahribatlara yol açmıştır. 

Uyuşturucu maddelerini denetlemek bunların imal ve ticaretini bir şekle bağlamak devletlerin imkanlarını aşan 
milletlerarası bir konu haline gelmiştir. Bu konuda uluslararası anlaşmalar, protokoller yapılması yanında uluslar arası 
kuruluşlarında ilgisi sonucu 1946 yılında birleşmiş milletler ekonomik ve sosyal kurulu oluşturulmuştur. Uyuşturucu 
maddeler sorunu önceleri bu kurulun narkotik komisyonu tarafından ele alınmış, 1948 yılında ekonomik ve sosyal 
kuruluna bağlı Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) kurulmuştur. Uyuşturucu maddelerin denetimi amacıyla önceleri daimi 
merkezi afyon kurulu (PCOB) adıyla daha sonrada daimi merkezi narkotik maddeler kurulu (PCNB) adıyla anılan kurul 
çalışmalarını özellikle denetim konusunda yoğunlaştırmıştır. Bu kurula daha sonra ilaç kontrol organı (DSB) 
eklenmiştir. Etkin bir çalışma yapılabilmesi amacıyla bu kurullar birleştirilerek uluslar arası maddeler kurul adını 
almıştır. 

 Uyuşturucu maddelerle mücadele hususunda milletlerarası çalışmaların başlangıcı 1909 yılına tesadüf 
etmektedir. Bu tarihte başlayan çalışmalar günümüze kadar devam etmiş, bu arada ülkeler aralarında çeşitli anlaşma 
ve protokoller yaparak, konu hakkında işbirliğine yönelmişlerdir. Sorun bütün hızıyla devam etmekte ve gittikçe daha 
geniş boyutlara ulaştığından bu konuda milletlerarası çalışmaların devam edeceği ve ülkelerin daha sıkı işbirliği içine 
girecekleri olağandır. 

 Uyuşturucu maddelere dair halen yürürlükte olan tek metin 1961 tarihli tek sözleşmesidir. 

Bu sözleşme bundan önce yapılan milletlerarası antlaşmaları yürürlükten kaldırmış olmakla birlikte önceki 
sözleşmeler hususunda kısa açıklamalar yapmakla yetineceğiz. 

1- 1909 Sanghay Afyon Antlaşması 
2- 1912 Lay Afyon Mukavelesi 
3- 1914 Lahey Afyon Mukavelesi 
4- 1925 Cenevre Afyon Mukavelesi 
5- 1931 Cenevre Afyon Mukavelesi 
6- Zararlı ilaçların gayrı meşru ticaretinin men’i hakkında 1936 Cenevre Mukavelesi, 
7- Sentetik Uyuşturucu Maddeler hakkında 1948 Paris Protokolü, 
8- 1953 Newyork Afyon Protokolü olup uluslar arası antlaşmalar bunlardan ibarettir. 

4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu 10.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4926 sayılı Kaçakçılıkla 
Mücadele Kanununun kaçakçılık suçları ile cezalarının ve kaçakçılığı önleme, izleme, soruşturma, yargılama usul ve 
esaslarını belirlemiştir. 

- 2313 Sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkındaki Kanun, 
- 3298 Sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun, 
- 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun 403–410. maddeleri arasındaki düzenlemelerdir. Tedarik suçları ve kullanım 
suçları olarak iki kısımda ele alınmıştır. 

Tedarik Suçlarından kasıt; uyuşturucu maddelerin imal, ithal, ihraç, satmak, devretmek, nakit satın almak, 
alım, satım veya devrine aracı olmak, sevk etmek, bulundurmak ve bu gibi hususlardır. 

Kullanım suçları ise; Bulundurmak, kullanmayı kolaylaştırmak ve kullanım suçu ise aynı kanunun 404. 
maddesinde ele alınmış, 410. maddeye kadar ise bu suçların hafifletici, ağırlaştırıcı şekilleri ile memurlar, mezunlar, 
hekimler vb. tarafından işlenmesi halleri ele alınmaktadır. Uyuşturucu maddeler ile ilgili olarak TCK’ da ön görülen 
cezalar ağır cezalık suçlardandır. Müeyyideler 20 yıl ağır hapis cezasına kadar mahkumiyet ile, uyuşturucunun 
miktarına göre belirlenen ağır para cezalarından ibarettir. Uyuşturucuların eroin, kokain, morfin, baz morfin olması 
halinde ceza bir kat arttırılmaktadır. Suçun teşekkül oluşturularak işlenmesi cezanın yarı oranında arttırılmasını 
öngörmektedir. Teşekkül birden fazla kişinin önceden anlaşması olarak açıklanmaktadır. Kullanım suçlarında ise 
kullanmayı kolaylaştıranlara 20 yıla kadar hapis cezası verilmektedir. Kullanan kişilerin herhangi bir tahkikattan önce 
doktora başvurması halinde ise işlem yapılamayacağı belirtilmekte olup, iptila derecesinde kullanıcıların tedavi 
edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca bu cezaların işlenmesinden önce resmi makamlara başvurarak yardımcı olanlara 
ceza tertip edilmemektedir. Suç haber alındıktan sonra yardımcı olanlara verilecek cezalarda yarı yarıya 
indirilmektedir. 

Ceza kanunumuzda uyuşturucu maddelerin bir tanımı yapılmadığı gibi her geçen gün yeni bir uyuşturucu 
maddenin ortaya çıkması nedeni ile bunları sayma yoluna gidilmemiştir. 2313 Sayılı Uyuşturucu maddeleri Murakabesi 
hakkındaki kanun ve 3298 Sayılı Uyuşturucu maddelerle ilgili Kanuna göre yeni keşfedilecek uyuşturucu maddelerinin 
kanun kapsamına alınması konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. Kısaca değinilen bu temel yasa dışında 
bazı özel kanunlarda Uyuşturucu maddelere ilişkin hükümler bulunmaktadır. 

2559 Polis Vazife ve Salahiyet Kanunun 13/B maddesinde uyuşturucu madde suçlarında polisin yapacağı 
işlemler düzenlenmiştir. 2845 Sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kuruluş ve yargılama usulleri hakkındaki 
kanunun 9/B maddesinde TCK’nun 403, maddesinde yazılı toplu veya teşekkül vücuda getirmek sureti ile işlenen 
suçlara Devlet Güvenlik Mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır. 

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 41, maddesi uyarınca, TCK’nın 403. ve 404. maddelerinden hüküm 
giymiş olanların afla ortadan kalksa bile sürücü belgesi alamayacağı açıklanmış, 48. madde uyarınca da uyuşturucu 
veya keyif maddeler almış olanların karayolunda araç sürmeleri yasaklanmıştır. 

5584 Sayılı Posta Kanununun 41/A maddesi uyarınca afyon, morfin. Kokain vb. uyuşturucu maddelerin posta 
ile gönderilmesi yasaklanmıştır. Bu tür maddeler tesadüf edildiğinden yok edileceği veya yetkili makamlara teslim 
edileceği, aynı yasanın 45. maddesinde açıklanmıştır. 

Uyuşturucu madde kaçakçılığına karışan uluslar arası nakliyat şirketlerinin durumu 18 Mayıs 1994 gün ve 
94/5893 sayılı kanunun eki karayolu ile uluslar arası eşya ve yolcu taşımaları hakkında yönetmelik ile taşımacının yetki 
belgesindeki kayıtlı özel mal veya kiralık araçların kaçakçılık olaylarına karıştığının tespit edilmesi halinde Gümrük 
Mevzuatı ve Milli Güvenliğe aykırı hareket eden yetki belgesi sahiplerinin yetki belgeleri ilgili Bakanlık veya 
Müsteşarlıklardan birinin teklifi üzerine iptal edilmektedir. 

Söz konusu yönetmelik kaçakçılık olaylarına karışan araçların özel mal olmayıp, kiralık araç olması halinde 
taşımacıların sorumlu tutulmayacakları konusunu da ortadan kaldırmış, yapılan düzenleme ile bu konudaki kontrolü ve 
sorumluluğu yetki belgesi sahiplerine yüklemiştir. 

Ayrıca yeni yürürlüğe girecek TCK’nın ilgili maddeleri kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde 
ilaç yapma veya satma (madde–187), kişilerin hayatını ve sağlığını ilaç üreten veya satan kimse tarafından tehlikeye 
düşürülmesi halinde verilecek ceza 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve adli para cezalarıdır. Yine yeni Türk Ceza 
Kanunumuzda (madde–188, 189, 190) uyuşturucuların yeniden tarihlerini ve kullanım yöntemlerine göre çeşitli hapis 
cezaları indirilme ve arttırılmak sureti ile cezalandırılmalarını öngörmektedir. Madde 191’den madde 194’e kadar 
yapılan düzenlemeler, sağlık için tehlike oluşturabilecek maddeleri çocuklara, akıl hastalarına veya uçucu madde 
kullananlara veren veya tüketimine sunan kişilere de ayrıca 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. 

UYUŞTURUCU MADDE ARAMALARINDA GÜVENLİK PERSONELİNİN DİKKAT EDECEĞİ HUSUSLAR: 1918 
sayılı kaçakçılığın men ve takibine dair kanunun 3. maddesi ile men takip ve tahkike görevlendirilen görevlililer aynı 
kanunun 6. maddesi ile aramalara salahiyetli kılınmışlardır. Söz konusu görevliler aynı kanunun 7. maddesi ile eşya ve 
nakil araçlarında, 8. maddesi ile hususi evlerle müştemilatı, 9. maddesi ile umumu açık yerlerde, 10. maddesi ile de 
şahıslar üzerinde, kanunda belirtilen yetkiyle arama yapma yetkisi ile donatılmışlardır. 

ARAÇLARDA SAKLAMA YERLERİ: Araçların gizli bölmelerinde saklanan uyuşturucunun bulunması oldukça 
zordur, araç üzerinde yapılan değişiklikler ile de bu zorluk artmaktadır. Kaçakçılıkta kullanılan bazı araçların şu ana 
kadar tespit edilmiş izleme yerlerine baktığımızda TIR araçlarında dorse motor ve yakıt depoları, kamyonlarda yük içi 
yakıt deposu kasa şoför mahalli otomobillerde ise oto içi, bagaj, kaporta ve motor bölümünün sıkça kullanıldığı 
görülmüştür. 

Uyuşturucu kaçakçılığında kullanılan araca uyuşturucu gizlenmesine uygun yerler: 

1- Kaput ve far arka stop lambaları içinde, 
2- Tekerlek kapakları içinde, 
3- Yedek lastik içinde, 
4- Ön cam sileceği su deposunda, 
5- Bagajdaki sahte aküler içinde, 
6- Sahte ısıtma hortumları içinde, 
7- Güney Siperlikleri içinde, 
8- Halıların altında, 
9- Yedek lastiğin yerleştirildiği bölümde, 
10- Sahte çift susturucular içinde, 
11- Kapı içlerinde, 
12- Yakıt depoları içinde, 
13- Kamyonlarda katlanmış branda içinde, 
14- Kanepe döşemesi içinde ve kanepe altlarında, 
15- Kamyon şase profilleri içerisinde, 
16- Kamyon ve otobüslerdeki rüzgâr kırıcıları içinde, 
17- Kamyon ve otobüs reklâm panoları içinde, 
18- Radyo ve Tv içinde, 
19- Çamurlukların yan tarafında, 
20- Kamyonlarda gizli ikinci kasa döşemesi altında, 
21- Araçta taşınan tabut içinde, 
22- Pazarlamacı görünümü altında pazarlanacak eşyanın içinde, 
23- Kamyonda nakledilen kireç torbaları içinde, 
24- Araç plakanın takıldığı bölümün içinde, 
25- Marşbiel içinde 
26- Motor bölmesi içinde, 
27- Havalandırma ve kalorifer tertibatı içinde, 
28- Kamyon ve kamyonetlerde kasa bağlantı direkleri içinde, 

UYUŞTURUÇU MADDE BAĞIMLILIĞI VE BAĞIMLILIK YAPAN MADDELER 

Madde Bağımlılığı: Tanımı, sınırları, içeriği, birey ve toplum üzerine oluşturduğu etkileri ile genel tıp ya da psikiyatri 
disiplinini aşan sosyal. Kültürel, ekonomik değişkenler, tutum ve inançlarla ilişkili bir sorundur. 

Bağımlılık yapan maddeler genel anlamda: beyin işlevlerini doğrudan etkileyerek bedensel, ruhsal, davranışsal 
ve bilişsel değişmelere yol açan, bağımlılık oluşturan ve tutum üzerline etkili keyif veren ama yaşam için gerekli 
olmayan her türlü madde olarak tanımlanabilir. Bağımlı olunan maddeden başlangıçta beklenenler, hak ve keyif verici 
özelliklerdir. Bu nedenle; madde bağımlılığı, maddenin oluşturduğu keyif verici psişik etkiler nedeniyle maddeyi alma 
arzusu veya bir arzunun iradenin kontrolü dışına çıkmasıdır. Olarak ta tanımlanmaktadır. 

BAĞIMLILIK OLUŞTURAN MADDELER ve ALINMA ŞEKİLLERİ: Aslında toplumun büyük bir kesimi bağımlılık 
yapan maddelerin neler olduğunu bilmektedir. Bu kimyasal maddeler vücuda girdikten sonra kan dolaşımı yoluyla 
beyine ulaşır. Kullanılan maddeye göre hissetme biçimini değiştirirler, algıları yoğunlaştırıp azaltabilirler. Çoğunlukla 
uyanıklık düzeyini değiştirirler ve bazen fiziksel acıyı azaltırlar. Çoğunlukla istenilen etki olarak şu veya en azından 
huzursuzluktan kaçınmayı sağlarlar. Eğer bu deneyimlere değer verilirse maddeyi kullanma ihtimali artar. 
Kullanıldığında ödenmesi gereken para, zaman huzursuzluk ve sosyal kayıplar vücuda kalıcı zarar verebilme riski gibi 
bedellere rağmen maddeyi bulabilme çabaları artar. 

Bağımlılık yapan maddeler: 

 1- sakinleştirici- yatıştırıcı maddeler (sedatif-hipnotik ve anksiyolitik 

 2 –uyarıcılar (amfetaminler ve benzerleri, kokain, ecstasy, kilo verme hapları) 

 3- halusinojenler (LSD, meskalin) 

 4- Opioitler (eroin, kodein, morfin, metodon) 

 5- Hint keneviri (esrar) 

 6- uçucular( tiner, benzen, gazolin, balli gibi yapıştırıcılar.) 

BAĞIMLILIK YAPAN MADDELERİN KULLANIMI İLE ORTAYA ÇIKAN SORUNLAR: Maddenin meydana getireceği 
birçok sorunlar vardır. Sağlık (beden ve ruh) davranış, aile, meslek, ekonomik ve hukuki açıdan problemlere yol açar. 
İnsanlar maddeleri kendilerini iyi hissettirdiği ve kötü duyguları azalttığı için kullanırlar. Madde ilk kez kullanıldığında 
kişi kullandığı maddenin saf olduğunu dozun yüksek olmadığı, gelecekte olası kullanımı kontrol edebilme gücünde 
olduğundan emin olmak ister. Buna karşın burada ele alınan maddelerin hepsinin ortak bir yönü vardır. Kullanımları 
kolaydır. Kana hızlıca karışırlar ve çabuk beyni etkilerler. Hepsinin ortak bir şekilde kişiyi daha canlı veya daha iyi 
hissettirme özellikleri vardır. Bu nedenle farklı düzeylerde psikolojik bağımlılık oluştururlar. Bu bir kere düzenli kullanım 
olduğunda sürekli arzulanan ve onu bir daha kullanmamak yerine sürekli kullanımın tercih edileceği anlamına gelir. 

 Sürekli kullanım olduğunda ödenecek bedel sadece bununla sınırlı kalmaz. Maddenin sürekli kullanımı 
kaçınılmaz bir şekilde tıbbi olumsuz sonuçlardan fiziksel bağımlılığa kadar bir dizi sorunun oluşmasına yol açar. Aynı 
zamanda şaşkınlık, garip düşünce ve davranışlar ile depresyon veya sıkıntı duygularının yoğun bir şekilde 
yaşanmasına yol açabilecek beyin işlevlerinde sorunlara neden olur. 

1.Tıbbi Sorunlar: Kendini iyi hissettirmek gibi istenilen etkileri elde etmek amacı ile kullanıldığında kötüye kullanılan 
maddelerin hepsi vücudun mineraller ve vitaminler gibi doğal kabul ettiği maddeler değildir. Bu nedenle vücudun 
organlarının her biri yabancı madde ile baş etme yollarını bulmaya çalışır. Karaciğer, böbrekler ve akciğer bu maddeyi 
vücuttan hızlı bir biçimde atma çabaları içine girer. Bu maddelerle vücudun olağan zamanlarında ve dozlarda karşı 
karşıya kalması organlarda kısa bir sürede düzelen uyarılma oluşur. 

Alkol veya maddenin olağandan daha fazla bir şekilde beyine ulaşıp gerekli vücut aktivitelerinin 
yapılamamasına sebep olan dozlarına yüksek doz denir. Soluk alıp verme, kan basıncını normal düzeylerde tutma, 
nabızda değişkenlikler ve vücut ısısının düzenlenmesi ile ilgili sorunlar ortaya çıkar. Maddelerin hepsinin yüksek 
dozlarında ölüm ortaya çıkabilse de bu en çok depresanlar, opioidler ve uyarıcılarda görülen bir sorundur. Dakikalar 
içinde ölüm ortaya çıkabilir. 

Tedavide amaç; solunum, dolaşım gibi olağan vücut işlevlerini, madde vücuttan atılana kadar olağan 
düzeylerde tutmaktadır. Atılmasının kolaylaştırılması yöntemi tercih edilir. Dikkati azaltan, yargılamayı etkileyen 
reaksiyon süresini azaltan herhangi bir maddenin işte, evde, araba kullanırken, oyun oynarken kaza ile ölebilme, 
yaralanabilme riskini arttırıcı özelliği vardır. Bu nedenle alkol ve diğer depresanlar, marijuana tipi ilaçlar ve opioidlerin 
ölümlerde çok ciddi payı vardır. Ayrıca bazı maddeler kalp, karaciğer, böbrek ve beyin gibi bazı hayati organlarda 
bozulmaya sebep olurlar. Bazıları akciğerlere zarar verir. Bazıları burun ve boğaz mukozasında bozulma, bazıları 
vücudun iltihaba dayanıklılığını azaltma, bazılarında ise kanser riskini arttırmaya yol açar. 

2.Madde Kullanımına Bağlı, Özel Olarak Ortaya Çıkan Sorunlar 

a.Fiziksel Bağımlılık ve Yoksunluk Sendromu: 

Genel olarak yoksunluk bulguları, madde ilk kullanıldığında ortaya çıkan bulguların tam tersidir. Bu nedenle 
uyarıcıların yoksunluğunda depresyon, aşırı uyku uyuma ve kendine güven azalması, bazı depresanların 
yoksunluğunda sıkıntı, uykusuzluk, vücut ısısı ve kan basıncında artma, apioid yoksunluğunda ağrı, ishal ve öksürük 
ortaya çıkar. Etkisi kısa süren maddelerde yoksunluk belirtileri kullanım kesildikten sonra 1. ve 2. günlerde şiddetlidir 
ve 3. ve 4. günlerden itibaren hafiflemeye başlar. Uzun etki süreli olan maddelerde ( Diazem, Methadon gibi) 
başlangıçta etkiler çok şiddetli olmamasına karşın haftalarca sürer. 

b.Şaşkınlık: Kişinin çevresindekileri fark edebilme, nerede olduğu, çevresinde olup bitenlerin ayırımına varmadığında 
ortaya çıkar. Alkol gibi bir beyin depresanının zehirlemesi şaşkınlığa yol açarken uçucu maddelerin(Derby-Tiner) 
kullanılmasında benzer etkiler görülür. Bu durumların düşük bir kısmında kısa bir süre içinde düzelme ortaya çıksa da, 
ortaya çıkardığı kalıcı beyin hasarı düzelmeyebilir. Uzun süre aşırı alkol kullanımından veya tekrarlayan uçucu madde 
kullanımlarından sonra bu durum ortaya çıkar. 

c.Psikoz: Bir kimse ciddi psikoz (akıl hastalığı) bulgularının ortaya çıkmasının en önemli nedenlerinden biri de madde 
kullanımıdır. Uyarıcı maddelerden herhangi birini yeterince yüksek dozda alan bir kişide insanların kendisine baktığı, 
kendisi hakkında konuştukları şeklinde düşünceler oluşmaya başlar. (paranoid düşünce veya delirme) ve çoğunluğu 
olmayan sesler duymaya başlar ( işitsel halüsinasyonular). Alkol gibi beyin depresanı kullanan erkek ve kadınlar da 
benzer bulgular ortaya çıkar. Bu bulgular alkol kullanımı kesildikten sonra birkaç hafta içinde kaybolur. 

d.Depresyon ve Sıkıntı: Depresyon terimi bir kişinin kendini üzüntülü, isteksiz, güvensiz hissettiği, aşırı uyuduğu veya 
uykuya dalmakta güçlük çektiği, suçlu, ağlamaklı ve geleceğe yönelik umutsuz hissettiği bir durumu tanımlamak için 
kullanılır. Depresyon belirtilerine benzeyen durumlar depresan maddelerin sürekli kullanımlarında ve uyarıcı 
maddelerin yoksunluğunda ortaya çıkar. Bunlar kişinin yaşantısına son vermesine isteyecek ölçüde şiddetli olabilir. 
Şiddeti daha hafif olan bir durum da tekrarlayan optiat kullanma durumunda ortaya çıkar. 

 Sıkıntı terimi kişinin normal işlevsellik düzeyini etkileyecek şekilde yoğun ve uzun süreli bir huzursuzluk 
belirtilerde çok değişkenlik görülebilir. Bazen sıkıntı yüksek düzeyde sinirlilik ve endişe, bazen de 20–30 dakika süreli 
ciddi bir panik atak biçiminde (çarpıntı ve nefes alma güçlüğü, ölüm hissi) olabilir. Bazen de kişi evden çıkıp, dışarıda 
dolaşmaktan korkabilir. Bu tür geçici sıkıntı durumları uyarıcı kullanımlarında ortaya çıkar. Maddeler tarafından 
oluşturulan sıkıntı ve depresyon durumları madde kullanımı sırasında ve kullanım kesildikten sonraki birkaç hafta 
süresince şiddetli bir şekilde olabilir. Yoksunluk belirtileri gibi zaman içinde daha hafifleyerek devam eder ve düzelir. 
Bu süre 5–6 ay olabilir herhangi bir maddenin kalıcı depresyon veya sıkıntı oluşturması alışagelmiş bir durum değildir. 

BAĞIMLILIĞA İTEN FAKTÖRLER (çevre ve Sosyal Faktörler) 

a-Aileye İlişkin Nedenler: Aile ilişkileri ve aile yapısı madde bağımlılığı konusunda önemli bir etkendir. Bozuk aile 
ilişkileri özellikle gençleri madde kullanımına yöneltmektedir. 

- Ailede alkol veya madde kullanımı, 
- Ailede kişilik bozukluğu, 
- Ailede olumsuz iletişim ve bozuk ilişkiler, parçalanmış aile ortamı, 
- Hatalı anne ve baba tutumları, 
- Cezalandırıcı, suçlayıcı, itici, ilgisiz, aşırı koruyucu, aşırı gevşek, tutarsız davranışlarda bulunan bir ailenin 
çocuğu madde kullanımına yatkındır. 

b- Kişinin Kendisiyle İlgili Nedenler: Madde kullanmaya başlamada kişisel yatkınlığın payı vardır. Alışılmış kurallara 
karşı başkaldırabilen, duygusal açıdan dengesiz, çabuk parlayan olgunlaşmamış gençler, çevrelerine uyumda güçlük 
çekerler. Denemeye ve yeniliğe duydukları merak nedeniyle madde alabilirler. 

Bir kişi; Kişilik gelişimi ve duygulanımla ilgili yoğun sorunlar, çekingenlik, güvensizlik, gerginlik, mutsuzluk, 
öfke, yalnızlık, sıkıntı, duyguları, kişiler arası ilişkilerde uyumsuzluk, akran ilişkilerinde bozukluk, kimlik karmaşası, 
geleceğe ilişkin güvensizlik-kararsızlık-endişe, düşük benlik saygısı, aileyle ilişkilerde ciddi çatışma ve kopukluk, yoğun 
ergenlik sorunları, olumsuz arkadaş ortamı ve ilişkileri gibi sorunları yaşıyorsa maddeye eğilimli olabilir. 

c-Toplumsal Nedenler: Madde bağımlılığına yönelen gençlik konusunda yapılan araştırmalar madde bağımlılığının 
altında bir toplumsal kaygının da yattığını ortaya koymuştur. Bunlar: 

- Hızlı toplumsal değişim, sarsılmış-çelişkili toplumsal değerler, 
- Sağlıksız göçler, 
- Ekonomik güçlükler, işsizlik, sosyal güvencesizlik olarak ta özetlenebilir. 

MADDE KULLANIMI, BAĞIMLILIĞI ÖNLEME ve EĞİTİM ÇALIŞMALARI 

 Bağımlılık yapan maddelerin kullanımında dünyada ve ülkemizde son yıllarda hızlı bir artış gözlenmiştir. 
Ülkemiz nüfusunun büyük bir bölümünün gençlerden oluştuğu gerçeği göz önüne alındığında, ülkemizin bu tehlikeyle 
karşılanma riskinin ne kadar yüksek olduğu görülecektir. 

 Anayasamızın 41.maddesinde “Aile Türk Toplumunun temelidir. Devlet ailenin huzur ve refahı ile özellikle 
ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar” denilmektedir. Yine Anayasamızın 58. 
maddesinde ise “ Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü 
alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır “ hükmü yer almaktadır. 

 Milli Güvenlik Kurulu, 26.04.1996 tarih ve 393 sayılı kararı ile uyuşturucu ile mücadele faaliyetleri ve alınacak 
tedbirlerle koordinasyonu sağlamak üzere “Uyuşturucu Kullanımı ve Mücadele Takip ve Yönlendirme Üst Kurulu“ ile 
“Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Alt Kurulu“ oluşturulması için Bakanlar kuruluna tavsiyede 
bulunmuştur. Bakanlar Kurulunun 25.07.1997 tarih ve 97/ 9700 sayılı kararı ile bu kurulların oluşturulması kabul 
edilmiş ve ilgili Bakanlıklar görevlendirilmiştir. Söz konusu kararda Üst Kurulun Başkanlığını Aileden ve Kadından 
Sorumlu Devlet Bakanının, Alt Kurulun Başkanlığını ise Aile Sekreterya hizmetlerinin de Aile Araştırma Kurumu 
Başkanlığınca yürütülmesi öngörülmüştür. 

 Kamuoyunun madde bağımlılığının tehlikeleri konusunda uyarıcı ve bilgilendirici bir şekilde yönlendirilmesi 
yöntemi ise “Uyuşturucu Kullanımı ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Üst Kurulu”nun gözetimi ve denetiminde esas 
olarak Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Aile araştırma kurumu özellikle risk gurubundan 
çocukları olan aileleri ve 12–24 yaş arasındaki gençleri hedef alan, madde bağımlılığının zarar ve sonuçlarını 
vurgulayan uyarıcı ve bilgilendirici faaliyetlerini medya ve ilgili devlet kuruluşları eli ile sürdürmek için gerekli 
çalışmalarını devam ettirmektedir. 

 Madde kullanımını deneyenler gençlerin ancak bir kısmının madde bağımlılığına gidiş gösterdiği bilinmektedir. 
Bu nedenle eğitim alanındaki yaygın önleme stratejileri madde kullanan gençler için sosyal yaklaşımlar üzerinde 
odaklaşmaktadır. 

 Uyuşturucu ile savaşımda başarıya ulaşabilmek, çok çeşitli etkenleri göz önüne alan önleme programları ile 
olabilmektedir. Ülkemiz içinde önleme çalışmaları öncelik taşımakta; ancak yeni gelişen bir sorun olduğu için, bilgili 
eğitimci sayısının oldukça az olduğu görülmektedir. 

A-AİLENİN YAKLAŞIMI: Anne babanın eğitim rolleri toplumların demokratik ya da teokratik olmalarına göre değişiklik 
gösterecektir. Demokratik toplumlarda birey olma öne çıkıp eğitimin asıl amacı olarak algılanmaktadır. O halde 
uyuşturucu madde bağımlılığından gençleri korumak, onları maddenin yarattığı olumsuzluklar konusunda uyarmak için 
ailenin yapacağı birçok görevler vardır. Ana hatları ile bunlar; 

1- Sorun ortaya çıkmadan önce bilgi, duyarlılık ve önlem alma: Alkol ve madde kullanımına zemin hazırlayan 
ve bu riski arttıran nedenleri ve koşulları önceden tanıma, düzeltme ve tedavi için çocuk/ergen ve erişkin psikiyatri 
birimleri ile işbirliği içinde profesyonel yardım arama. 
2- Soruna karşı duyarlı olma ve erken fark etme: Çocuğu/genci iyi tanıma anlama, gözlemleme, izleme, 
çocuğun/gencin duygu, düşünce, davranış özelliklerini tanıma, arkadaş ilişkileri, okula/işe uyumu, okul/iş başarısını 
izleme, duygusal/davranışsal sorunları, kimlik gelişimi, kimlik gelişimi, gelecek beklentisi, toplumla iletişimi vb. 
konularda sorunu olup olmadığını anlama. 

3- Sorun Ortaya çıktıktan sonra çözüm çabaları: Soruna yol açan ve sürdüren nedenleri, durumları belirleme, 
sorunun ortaya çıkmasına ve sürmesine yol açan olası ailesel, ruhsal, toplumsal nedenleri ve durumları ve sorunu 
yaşayan gencin kendisi ve profesyonel yardımla birlikte, dikkatle gözden geçirme ve tanımaya çalışma. 

Soruna yol açan ve sürdüren neden ve durumları ve olabildiğince değiştirebilmek için genç ile birlikte bir aile 
olarak tedavi olanaklarını deneme, madde kullanma konusunda anne ve babalara birçok görev düşmektedir. 

4- Çocuk ve Gence Örnek Olmak: Çocukların her gün karşı karşıya kaldıkları anne baba, tutum, davranış ve 
ilişki biçimlerinin onların eğitimlerinde çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri çocuklar için davranış 
biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da benzer mekanizma 
işlemekte olup çocuklar anne babanın maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri 
uygulamaktadır. Bu nedenle anne babaların, kendilerinin madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışlarının nasıl 
olduğunu irdelemeleri gerekir. Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri kullanma nedenleri, 
sıklıkları, bu maddelere gereksinmeleri, kullanıp-bırakma durumları, bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin 
hepsi önem taşımaktadır. Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir, anne babanın birbirlerine olan tutum 
ve davranışlarını da kendilerine örnek alırlar. 
5- Aile İçi İletişim: Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman çok pürüzsüz olması beklenemez. Zaman zaman 
sürtüşme, anlaşmazlık ve tartışmalar olması da doğaldır. Önemli olan anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin olaya 
yaklaşımı, birbirlerine olan davranışları ve çözüme ulaşmada izlenen yolların nasıl olduğudur. Anlaşmazlıklarda eşlerin 
karşılıklı oturup konuşabilmesi, her iki tarafında kabulleneceği bir çözüm yolu bulabilme becerisi önem taşımaktadır. 
Hiç sorun yokmuşçasına olayları görmezden gelip, sahte bir uyum içinde yaşıyor olmak, eşlerde hep birinin boyun 
eğmek zorunda kaldığı sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek, sorunların çözümünde çocuklara sarılmak ya da 
çatışmayı onların üzerine yansıtmak sağlıksız iletişim modelleridir. 
6- Özgür, bağımsız, sorumlu, sınırlarını bilen, güvenli çocuk yetiştirme: Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili 
olarak anne babaların bilmeleri gereken önemli özelliklerinden biri, çocukları ve gençleri bağımsız olarak 
yetiştirebilmenin, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri olduğudur. Maddeler, 
ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar. Bağımlılık yapan maddelerin tümü ile ortadan kaldırılması mümkün 
olmayacağına göre; kişinin bu maddeleri kullanmama gücünün gelişmiş olması, en temel özellik gibi görünmektedir. 

Kişinin madde kullanması için maddeye hayır deme gücünün olmaması ve madde kullanımı konusunda 
önceden istekli olması gerekir. Bir başka deyişle maddeye hayır diyemeyen ve kendi ile ilgili sorumluluk duygusu 
yeterince gelişmemiş olan kişilerde maddeye alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu söylenebilir. Çocukların 
kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi olmaları için yalnız başlarına anne-babasız hareket edebilecekleri alanlara 
gereksinim bulunmaktadır. Anne babaya düşen görev çocuklarına bu serbest alanda yol göstermek; ancak bu 
serbestliğin sınırlarını da açık olarak belirlemektir. Hangi yaşta olursa olsun herkesin belirli sınırlamalara gereksinimi 
vardır. Sonuç olarak çocuk ve gencin sınırları; “ esnek ama gevşek değil” “ belirli ama katı değil”, “ tutarlı değil ama 
değişmez değil”, “ yaptırımı olan ama zorlayıcı değil” nitelikte olmalıdır. Kuşkusuz bu sınırların belirlenmesine çocuk ve 
gencin gereksinimleri, beklentileri, dilekleri de önemsenmelidir. Gelişen topluma göre güncel değerler göz önüne 
alınmalı; çocuk ve gencinde bu oluşumda payının olmasına dikkat edilmelidir. 

GENÇLERDE MADDE KULLANIMI: Uyuşturucu madde kullanımının özellikle gençler arasında hızla yayılmasının 
çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Uyuşturucu madde kullanımı; 

1- Önemli bir biyolojik-psikolojik ve toplumsal bir sorun, bir bozukluktur. 
2- Başka biyolojik, psikolojik ve toplumsal sorunlarla ilişkilidir. 
3- Sorun giderek bir artış göstermektedir. 
4- Bireysel ve toplumsal olarak konu ile ilgili duyarlılık, bilgilenme ve bilinçlenme gerekir. 
5- Çok nedenlidir ve kişiye özgü özellikler gösterir, 
6- Çok yönlü ve kolay olmayan bir tedavi yaklaşımı gerektirir. 
7- Genel olarak tedavi şansı yüksek değildir. 
8- Soruna yol açan nedenleri ortadan kaldırmaya yönelik koruyucu önlemler, sorun ortaya çıktıktan sonraki 
tedavi çabalarından çok daha etkilidir. 

Uyuşturucu Kullanımının Belirtileri: Madde kullanımında ailenin ve çevreninde dikkatinden kaçmayacak 
bazı psikolojik belirtiler dışına yansımaya başlar. 

1- Harçlığının büyük bir bölümünü alıştığı maddeyi bulmak için harcamak, 
2- Ölçüsüz para harcamalar ve gelirini arttırabilmek için çalmak, satmak gibi girişimler, 
3- Toplumdan uzaklaşarak, kendilerine özgü gurup içinde olmak, 
4- Duygusal dengesizlikler, çabuk kızmak, öfkelenmek, 
5- Çalışma gücünde azalma, 
6- İşe ve derslere karşı ilginin azalması, 
7- Yaşadığı çevrede aile, iş, okul, toplumsal ortamlarda devamlı tartışma durumlarının yaratılması, 
8- Kaygı, tedirginlik içinde yaşamak bu maddelerin bir süre kullanılmasından sonra bedensel ve psikolojik 
bozukluklar daha belirgin hale gelir. 

Bunlar; 

- İradenin yok olması, 
- Gencin kendini kontrol etmede yetersiz kalması, 
- Unutkanlıkların artması, 
- Olaylar arasında ilişki kurabilmek ve sentez yapabilmek yeteneğinin yok olması, 
- Düşünce ve davranış bozuklukları, 
- Milli ve ahlaki değerlerin yok olması, 
- Bedensel ve psikolojik çöküntü, 
- Erken bunamalar. Madde kullanımının belirtisi olabilir. 

TEDAVİ YÖNTEMLERİ 

 Bağımlılık yapan birçok madde vardır. Bu nedenle madde kullanımı ile ilişkili tedavi yöntemleri de çeşitlilik 
göstermektedir. Madde bağımlılığında kişinin madde dışında birçok sosyal, ekonomik, tıbbi, psikolojik sorunları 
olmaktadır. En iyi tedavi yöntemi bireysel gereksinimlere göre düzenlenen tedavidir. Bireyin tedaviye devam etmesini 
sağlayan en önemli etkenler arasında isteği, aile ve sosyal desteklerinin olması ve iş yerinden, aileden ya da yasal 
yönden bireyin baskı altında olması sayılabilir. Tedavinin başarısını etkileyen diğer önemli etken tedavi edenin 
karşısındaki bireyle ilişki kurabilmesidir. 

 Madde kullanımında ve bağımlılığında uygulanabilecek tedavi yöntemlerini şöyle özetleyebiliriz. 
Detoksifikasyon (arındırma tedavisi) terapi programları ve ilaç tedavisidir. 

Tedavi hedefi 3 biçimde ele alınabilir. 

1- Kişinin kullandığı maddeyi tamamen bırakması, 
2- Kişinin kullandığı maddeyi azaltması, 
3- Kişinin kullandığı madde ve çevresinin gördüğü zararların azaltılması, 
A- ARINDIRMA TEDAVİSİ 

Tedaviye başvuran bir bağımlıya yatarak ya da ayaktan tedavi uygulanır. Gerek yatarak tedavide, gerekse 
ayaktan tedavide ilk aşaması detoksifikasyondur. Detoksifikasyon, kişinin kullandığı maddenin etkisinden arındığı 
yoksunluk belirtilerinin giderildiği döneme verilen addır. Detoksifikasyonun gerekli olup olmadığına ilk karşılamayı, 
değerlendirmeyi yapan doktor karar verir. Bu madde yoksunluk belirtilerinin tedavisidir. 

 Tedavinin bu aşamasında fiziksel bağımlılık oluşup oluşmadığı üzerinde odaklanılır. Oluşturdukları birçok ciddi 
sorunlar oluşturmaması ve fiziksel bağımlılığının güçlü olmaması nedeniyle marihuana tipi maddeler, halusinojenler, 
PCP ve uçucularda yoksunluk tedavisi gerekli değildir. Yoksunluk belirtilerinin şiddetli olabileceği maddeler; uyarıcılar 
(kokain ve amfetaminin bütün biçimlerli), depresanlar(alkol, benzodiazepinler) ve opioidlerdir(eroin, morfin, kodein gibi) 

1- Yoksunluk belirtileri: 

Yoksunluk belirtilerinin nasıl olabileceklerini öngörmek oldukça kolaydır. Çünkü maddenin ilk kullanımında 
ortaya çıkan etkilerin tam tersi etkilerdir. Örneğin, alkol gibi depresan etkili maddelerin yoksunluğunda uykuya dalma 
güçlüğü, gerginlik, el titremesi, çarponto, kan basıncı, nabız ve vücut ısısı artışı görülür. Benzer şekilde eroin ve morfin 
gibi ağrı kesici özelliği olan maddelerin yoksunluğunda ise kas, kemik ve eklem ağrıları yanı sıra uykuya dalma 
güçlüğü, gerginlik, ishal, üşüme-titreme ve ateş basması ile burun akıntısı görülür. 

Son olarak amfetamin veya kokain gibi uyarıcı maddelerin yoksunluğunda da halsizlik, çok uyuma, çok yemek 
yeme, konsantrasyon güçlüğü, kendine güven kaybı, mutsuzluk görülebilir. 

2- Yoksunluk Belirtilerinin Tedavisi: 

Yoksunluk belirtilerinin çoğu hafif düzeyde olduğu için tedavisi oldukça basittir. İyi fiziksel bakım sağlanması, 
dengeli beslenme ve vitaminler birçok madde için bu belirtilerin birkaç gün içinde tamamen ortadan kalkacağı 
bilinmelidir. 

Tedavinin birinci aşaması fiziksel muayenedir. Burada amaç, alkol veya madde kullanımı süresi içinde 
gelişmiş olabilecek tıbbi sorunların belirlenmesi ve tedavisidir. Eğitim, dinlenme ve güvence verme de, yoksunluk 
sırasında oldukça yardımcı olan unsurlardır. Yoksunluk belirtileri genel anlamda beynin çevresinde olan ani 
değişikliklere uyum sağlama çabasıdır. Beyin sürekli bir depresan maddenin etkisinde normal işlev görebilme 
uyumunu (patolojik uyum) yapmışken aniden maddenin kesilmesiyle belirtiler ortaya çıkar. Bu nedenle yoksunluk 
belirtilerinin farmakolojik tedavilerinde yeterli miktarda depresan maddeler verilir ve bunlar zaman içinde daha yavaş 
olarak azaltılarak kesilir. Depresan maddelerin yavaş yavaş vücuttan azalıp kesilmesine de başta beyin olmak üzere 
santral sistemi uyum sağlar. 

B- REHABİLİTASYON REHBERİ 

Madde kullanım bozukluklarında rehabilitasyon ileriye yöneliktir. Olabilecek kadar fiziksel açıdan sağlıklı 
olmanın, madde kullanımından uzak olmanın ne kadar önemli olduğu hatırlatılır. Alkol ve madde olmaksızın hayata 
yeniden başlamada destek ve öngörücü olmada yardımcı olabilecek birçok unsuru içerir. 

Bağımlıların tedavisinin ikinci aşamasında yeni bir ortam yaratarak, bu tedavi ortamı içerisinde onların bireysel 
ve toplumsal sorunlarının çözümlenmesi, yeni amaçlar, beklentiler kazandırılması, iş ve uğraşı sağlanması yer alır. 

1- Kullanıcının fiziksel ve psikolojik işlevsellik düzeyinin arttırılması, 
2- Alkol ve madde kullanımı sonlandırmaya istekli hale getirme, 
3- Maddeler olmaksızın yeni bir yaşam biçimi oluşturma, 
4- Ayık kalabilme ve nüks önleme. 

C- DİĞER TEDAVİ YAKLAŞIMLARI (İLAÇ TEDAVİSİ) 

Madde kullanımının oluşturduğu bazı fiziksel sorunların tedavisi için uygun bir takım ilaçlar tedavi süreci içinde 
kullanılır. Aynı zamanda madde kullanıcılarına eşlik eden bir takım psikiyatrik durumların (Majör depresyon, anksiyete 
bozuklukları, psikolojik bozukluklar gibi) tedavisinde de ilaçlara gereksinim olabilir. Ancak alkol ve madde bağımlısı 
insanların büyük bir çoğunluğunda bu durum saptanmaz. Bu nedenle bazı istisnalar dışında rehabilitasyon 
programlarının çoğunda ilaç tedavisinin rolü azdır. 

En sık ele alınan maddeler anti depresanlardır. Ortaya çıkan mizaç dalgalanmaları ve madde kullanma arzusu 
bazen çok yoğun olup anti depresanlarla düzelebilir.